“Bütün dünya işçileri birleşiniz!” - Türk Komünü
Türk Komünü, 1878 Türk Rus Savaşının Osmanlı için büyük bir hezimete dönüşmesi ve ondan önce devletin padişah ve meşrutiyet yanlısı paşalar arasında çekişmeli bir dönemde olduğu 1875 yılında Osmanlı'nın dış borçlarını zamanında ödeyemeyeceğini açıklayarak iflas bayrağını çekmesi üzerine, imparatorluğun 1881 yılında önemli vergi kaynaklarını borçlarına karşılık 30 yıllık süreyle Britanya ve Fransa'ya bırakmasının ve daha spesifik olarak 1883'te bu kapsamda kurulan tütün rejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Osmanlı üreticisi ürettiği tüm tütün, tuz ve alkolü Rejinin belirlediği fiyattan Reji idaresine vermek zorundaydı. Köylü Rejiden izinsiz kendi içeceği tütünü saklayamazdı. Köylü kendi içeceği tütünü önce Rejiye 3 kuruşa verir sonra 10 kuruşa geri alırdı. Bir köyden başka bir köye izinsiz tütün ve tuz taşımanın cezası çok ağırdı. Rejinin kendi silahlı korucuları vardı. Bazı kaynaklar Reji kolcularının 20.000 nin üzerinde Osmanlı köylüsünü vurarak öldürdüğünü yazarlar.
Tüm bu şartlar, Anadolu'da ki tütün tarlalarının memba olan Ege'de geniş çaplı bir halk isyanı çıkmasına sebebiyet verdi, Aydın valisi (Alfred) Rüstem Bey'in de isyana destek vermesiyle durum Ege'de bulunan pek çok yerli askerî birliğin katıldığı bir ayaklanmaya dönüştü. 1878 yılındaki hezimetin ardından meclisi kapatarak devleti mutlakiyetçi şahsı altında konsolide etmeye çalışan Sultan II. Abdülhamid bu geniş çaplı isyan karşısında çareyi diplomatik olarak daha fazla kapitülasyon karşılığında Kıbrıs'ta bulunan İngiliz donanmasından destek istemekte buldu. Bu aşağılayıcı hamle, isyanın meşrutiyet yanlısı devlet adamları, subaylar ve bürokratlar arasında da üstü kapalı bir destek bulmasıyla sonuçlandı.
Her ne kadar isyan Britanya donanmasının desteğiyle binleri bulan köylünün öldürülmesi ve Aydın'ın bombardıman edilmesiyle 1884 başında bastırılsa da isyanın başında bulunan Türk bürokrat Ahmed Rüstem Bey'in şahsında tecelli eden halkçı ve marksist söylemleri, Türk meşrutiyetçilerin dolaylı desteği ve dünyadaki uluslararası Komünist kamuoyundan gelen destek sebebiyle Türk komünü olarak anıldı.
Türk Komünü, varlığını sürdürdüğü bir yıl boyunca (Eylül 1883'ten, Mart 1884'e kadar) kendi parasına, resmi gazetesine, bayrağına (düz kırmızı renk bir bayrak olduğundan haritada değinilmedi) ve merkez komitesine sahipti. Bu bir yıl boyunca Ege topraklarında Sultan'a ve Halife'ye hutbe okunmadı. Her ne kadar merkezî bürokrasi ile yakın bağlar içerisinde yüksek mevkilerdeki meşrutiyetçi paşalardan doğrudan bir destek görmediyse de Namık Kemal'den, Ebuzziya Mehmed Tevfik'e ve Recaizade Mahmud Ekrem'e kadar sonraki dönem Türk yazım hayatının efsanelerini oluşturacak Genç Osmanlıların kadrolarında büyük etkisi oldu. Isyanın bastırılmasının ardından yurtdışına kaçacak ve uzun yıllar muhalefetini sürdürecek olan "Türk Marx'ı" Ahmed Rüstem Bey Bilinski, ilk Türk komünist hareketin lideri ve önemli bir Osmanlı aydını olarak tarihe geçti.